50. YIL MAHALLESİNDEKİ BAZ İSTASYONLARI SORUN OLDUPaylaş

DEVLET 50.YIL MAHALLESİ 2015 SOKAĞA NE ZAMAN SAHİP ÇIKACAK

GÖSTERİ YAPMAK İSTEMİYOR

ORTALIK KARIŞSIN İSTEMİYOR

DEVLET BU İŞİ DÜZELTSİN İSTİYOR

DEVLETİMİZE GÜVENİYOR

EVİN SAHİBİ BİLDİĞİN YERE ŞİKAYET ET DİYOR


BU VEBAL SİZİNDİR

2015 SOKAK 2 NOLU BİNANIN ÇATISI HER GÜN BAZ İSTASYONLARIYLA DOLUYOR

ŞİKAYETLERİMİZ DİNLESİN

RESMİ KURUMLAR SEYRETMESİN

 

Baz istasyonu nedir ?

  
Baz istasyonları, GSM. iletişimin kapsama alanını genişletmek için bina çatılarına kurulan, genellikle beyaz renkli ve kutu şeklinde, 4 metre boyunda, iki çubuk antenle bir çanak antenden oluşan ve mikrodalga yayan cihazlardır.

Mikrodalga, Dalga boyu 0.1-100 cm., frekansı 0.3-300 gigahertz (Ghz) (10’ Hz=1 Ghz) olan elektromanyetik dalgalardır.
 
   Çubuk antenler mikrodalgaları toplayıp çanak antenlere verir ve bu dalgalar çanak anten aracılığıyla 16 farklı frekanstan ve UHF (ultra-high frequency) üzerinden yayınlanır.

Baz istasyonlarının çevreye zararları

   Vücudumuzdaki manyetik alanlar, doğal çevremizdeki yerkürenin manyetik alanı ile uyum içerisindedir. Baz istasyonlarının çevresinde elektromanyetik alan oluşmaktadır ve oluşan bu elektromanyetik alanın insan vücudundaki ve doğal çevredeki elektromanyetik alandan fazla olması sebebiyle mevcut uyum bozulur. Bu da, elektromanyetik kirlilik adı verilen bir tür çevre kirliliğine neden olur.

.

50. Yıl mahallesinde muhtelif yerlerde kurulan baz istasyonları halkın tepkisine yol açmaktadır.

50. Yıl Mahallesi’nde bir evin çatısında bacalar içine saklı olarak kurulan baz istasyonu ölümlere mi neden olsun?

Faal durumda olan baz istasyonu neden bacalarla kamufle ediliyor?

Nüfusu 70 bini geçmek üzere olan mahallemize gizli ya da resmi kanallardan izin alınarak kurulan baz istasyonları mahalle halkının tepkisine yol açmaya başladı.

50. Yıl Mahallesi ve civarında kurulan baz istasyonlarının kurulduğu yerleri tespit ederek siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları ile protesto etmeye hazırlanan 50. Yıl Mahallesi sakinleri birbirlerini destek olmaya çağırdı.

Çevremizde Baz istasyonu istemiyoruz
Baz istasyonlarının hiçbir araştırması yapılmadan istenen yere gelişi güzel kurulduğunu söyleyen mahalle sakinleri “Bizler, Baz istasyonlarının sökülerek mahalle dışına taşınmasını, insan sağlığını hiçe sayan bu uygulamalara son verilmesini bekliyoruz” dedi.
Baz istasyonlarını apartmanlarının üstüne kurduranlara da seslenen mahalle sakinleri “İnsan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri çeşitli ulusal ve uluslararası raporlarla tespit edilen Baz istasyonlarının yerleşim yerlerinin içerisinden kaldırılarak insan sağlığını tehdit etmeyecek alanlara taşınmasını, apartman sahiplerinin de üç-beş kuruş kazanacağız diye apartmanlarının üstüne Baz istasyonu kurdurarak çevre halkının sağlığını riske atmamalarını istiyoruz. Çevremizde Baz istasyonu istemiyoruz” dediler.

Masraftan kaçıyorlar
Baz istasyonlarının kurulduğu yerleşim yerlerini dolaşarak sağlığa verdiği zararları dile getiren 50. Yıl Mahallesi temsilcileri telefon şirketlerinin baz istasyonlarını yerleşim yerlerinin içerisine yapmalarının tek nedeni olarak da bu şirketlerin çeşitli masraflardan kaçmak için bu yola başvurduklarını söyledi.

KATİL BİNA
 
Baz istasyonlarının sağlığa zararları
 
  • Baz istasyonları tarafından da yayınlanabilen mikrodalgaların dokulara iki temel etkisi bulunmaktadır:
  • Mikrodalga dokuları ısıtır. (termal etki)
  • Mikrodalga hücrelerin kimyasını bozar (termal olmayan ya da kimyasal etki)
  • Mikrodalgaların özellikle ikinci etkisi,yani hücrelerin kimyasını bozarak oluşturduğu etki insan sağlığı açısından önem taşımaktadır. Yapılan araştırmalarda hücrelerin -kimyasal etkiye maruz kalması ile şu sonuçların meydana gelebileceği saptanmıştır:
  • Hücrelerde büyük moleküllerin (proteinler vb.) deforme oluşu.
  • Hücre zarlarının birbirine yapışması.
  • Hücre zarlarında delikler açılması (elektro-porasyon)
  • Ca-ATPaz ve Na-K-ATPaz enzimlerinin bozulması sonucu hücre dışına Ca”, Na’ ve K’ kaçışı.
  • Sinir zarlarının bozuluşu: Sinir zarlarının bozulması ile REM uykusu adı verilen rüya görmenin azalışı, EEG değişimleri, uykusuzluk, sinirlilik, unutkanlık, depresyon, başağrısı, başdönmesi, Alzheimer, Parkinson, Multipl Skleroz gibi dejeneratif beyin hastalıkları meydana gelir.
  • Hücre enzimlerinde bozulmalar.
  • DNA tahribi
Mikrodalgaların kanser yapıcı etkisi

   Mikrodalgaların kanser ile ilişkisi üç şekilde mümkündür: Mikrodalganın kendisinin kanseri oluşturması, kanser yapıcı maddelerin hücreye girişini kolaylaştırması veya mevcut kanserli ortamın yaygınlaşmasını hızlandırması. Mikrodalga, DNA’yı onararak kanseri engelleyen melatonini azaltmakta ve dolayısıyla tümörü, lenfom (lenf bezi kanseri), ben kanseri, erbezi tümörü, çocukluk kanserleri meydana
gelmektedir.

Mikrodalgaların göze zararları

   Tavşanlar üzerinde yapılan araştırmalarda mikrodalgalar nedeniyle göz merceğinin bulanması (perde veya katarakt), göz saydam tabakasının (kornea) bulanması, renkli tabaka (iris) iltihabı, gözdibi (retina) harabiyeti meydana geldiği tespit edilmiştir. Mikrodalgaların kulağa zararları: 20 mJ/cm³’ten daha düşük dozda darbeli mikrodalga enerjileri bile kulak çınlamasına ve işitme kaybına yol açmaktadır.

   Mikrodalgaların cinsel yaşama etkileri: Deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmalarda erbezlerindeki hücrelerin ölmesi sonucu kısırlık, mutant yavruların doğması, dölütün dölyatağında ölmesi, adet bozuklukları, östrojen artışı nedeniyle gebeliğin tehlikeye girmesi, düşüklerin artması tespit edilmiştir. Mikrodalgaya maruz kalan fizik tedavi teknisyenlerinde yukarıdaki rahatsızlıklar tespit edilmiştir.

   Mikrodalgaların bağışıklık sistemine zararları: Mikrodalgaların vücuttaki T8 lenfositlerini ve doğal öldürücü (natural killer) lenfositlerini azalttığı, antikorları azalttığı ve dolayısıyla bağışıklık sisteminin çöktüğü artık tıbbi bir gerçekliktir.

    Mikrodalgaların kana zararları: Mikrodalgalar kan hücrelerini (alyuvar, akyuvar, pıhtı oluşturucu pulcuklar) azaltır, kanın kimyasını bozar, beyin ve kan için çok önem taşıyan bir enzim olan asetilkolin esterazı azaltır. Bu enzimin azalması ölüme yola açar.Kronik düşük doz mikrodalgaların kanser yaptığına ilişkin birçok yayın vardır.

   Baz istasyonlarına bağlı kanserler, istasyona yakın birçok meskende yıllar sonra birden patlak verecek, adeta o bölgede bir kanser salgını olacaktır. Çevre etkenlerine bağlı kanserler hemen değil, yıllar sonra başlar. Sigara ve alkol, yıllarca içildikten sonra kanser yapmaktadır. Asbestin ( amyant ) akciğer, akciğer zarı ve periton kanseri yaptığı çok geç, ancak 1970' de anlaşıldı; tüm önlemler o tarihten itibaren alındıysa da, asbestin neden olduğu kanserler 2020' ye kadar devam edecektir. Örneğin, Japonya' da atom bombası atılışından 7-10 yıl sonra kanserler artmaya başlamıştır.

   Ulaştırma Bakanlığı, meskun mahallere ve özellikle de okul, hastane gibi kurumlara baz istasyonu kurulmasına izin vererek vatandaşlarımızı, önümüzdeki 10 yıl için kobay olarak kullanmakta ve ortaya vatandaşlarımızın hayatlarının
konulduğu bir kumar oynanmaktadır.

   Yapılan ölçümler sonucunda, baz istasyonunun limit değerleri aşmadığı tespit edilmiş olsa bile, bu çok sağlam bir bilgi olmayacaktır. Şöyle ki; yanlış yer seçimi ve hatalı yerleşim ile verilen limit değerlerin aşılması sözkonusudur. Baz istasyonu anteninin ana hüzmesinin ne yöne baktığı ve yansımalar durumu oldukça değiştirebilmektedir. Tek yönlü yayınlarda mikrodalgalar dar bir hüzme şeklinde gönderilir, hüzme daraldıkça güç artar, dar hüzme çevredeki yakın binalardan ya da balkonlardan yansıdığında ve telefon görüşmeleri çoğaldıkça bu değer artacaktır

ABARTMIYORUZ

2015 SOKAK SAKİNLERİ YATAKLARA DÜŞMEYE BAŞLADI

BİLİNENLER
  İKİ GÖZ AMELİYATI
İKİ KALP AMELİYATI
VÜCUDUNDA METAL OLANLAR SOKAĞA ÇIKAMIYOR
uykusuzluk, sinirlilik, unutkanlık, depresyon, baş ağrısı, baş dönmesi NEDENLERİYLE HALK HASTANELERDEN MEDET UMMAYA BAŞLADI
STRESS

 

YORUM

ŞİMDİ DE BACA KAMUFLELİ BAZ İSTASYONLARI 50. Yıl Mahallesi'nde SALGIN HALDE YAYILIYOR !
 
       EKONOMİK KRİZ DE  BAHANE EDİLEREK, CAZİP MEBLAĞLARLA  İKNA EDİLEN  APARTMAN SAKİNLERİ, HEM KENDİLERİNİ HEM DE TÜM MAHALLELİYİ ÖLÜMÜN PENÇESİNE ATMAKTAN ÇEKİNMİYOR !!...
 
       İnsanlığın ve insan hayatına değerin tamamen yok olmaya yüz tuttuğu, vicdan ve insanî değer yargılarının DA ÜÇ OTUZLUK BEDELLER KARŞILIĞINDA en ufak bir vicdanî rahatsızlık duyulmadan rahatlıkla satılabildiği günümüzde, birbirleriyle çetin bir rekabet halinde olan operatör firmaları, büyük meblağlar karşılığında satın aldıkları bina çatılarında BACA KAMUFLELİ  İSTASYONLARINI BİRBİRİ ARDINA MONTE EDEREK ÖLÜM SAÇMAYI SÜRDÜRÜYORLAR...!!!
 
      Son günlerde 50. Yıl Mahallesinde bu vicdansızlıklarını yoğunlaştıran GSM OPERATÖR FİRMALARI (( BACALAR İÇİNE KAMUFLE ETTİKLERİ BAZ İSTASYONLARIYLA çevre sakinlerine ölüm saçma harekâtı başlattılar... Deyim yerinde ise., ÜÇ OTUZLUK DÜNYALIK karşısında da Apartman sakinleri hem kendi hayatlarını ve hem de semt sakinlerinin hayatlarını pazarlayabiliyorlar !!!..
    
      İNSANLIK, SEVGİ, KOMŞULUK VE KOMŞU HAKLARI GİBİ KADİM DEĞERLER ÜÇ OTUZLUK DÜNYALIĞA HARAÇ MEZAT..!

 
      Evet., ne bir eksik, ne bir fazla. Aynı ile vaki bu İNSANLIK ONURUNU HİÇ'E SAYMA AYIBI şimdi üç otuzluk dünyalık karşılığında
GSM OPERATÖR FİRMALARINA haraç mezat satılıyor., insanlık bu kadar fütursuzca ve vicdanî değerlerden uzak olarak pazarlanıyor !...
 
      SEMT SAKİNLERİ DE.,  YA  TEHDİTLE, YA DA ÜÇ BEŞ KURUŞLA SUSTURULURKEN..,
      İnsan hayatı  ve kadim değerler karşısında bu kadar   duyarsız., vicdanî değer yargılarından uzak ve basit, değersiz şeyler karşısında iki büklüm olabilen insana da, insanlığa da,  büyük çıkarlar karşısında insanlığı satın alanlara da sadece söylenecek bir  söz kalıyor yüreğimizi boşaltabilecek...
 
    
YAZIKLAR OLSUN İNSANLIĞI  ÜÇ KURUŞLUK ÇIKARLAR KARŞILIĞINDA SATANLARA DA.., SATIN ALANLARA DA...!!!
 
50. Yıl Mahallesi SEMTİNDE DE
BEYİN TÜMÖRLERİ, GÖRME BOZUKLUKLARI DA, AKCİĞER KANSERİ DE,  MANTAR  GİBİ BİTEREN BAZ İSTASYONLARI SAYESİNDE  YÜZLEŞMEYE BAŞLADI... ALDIKLARI ÜÇ OTUZ  KURUŞLA BU OLMAYAN VİCDANLAR DA BU VEBÂLİ ELBETTE ALLAH İNDİNDE ÖDEYECEKLERDİR...!
 
 

YARGITAY BAZ İSTASYONU KARARI

Yargıtay "yönetmeliğe uygun baz istasyonu da zararlı"

Bir başka YARGITAY BAZ İSTASYONU KARARI okumak için tıklayınız
 

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas Karar
2004/2954 2004/10516

YARGITAY İLAMI

MAHKEMESİ :A Asliye 22. Hukuk Hakimliği
TARİHİ :18/12/2003
NOSU :2002/792-2003/973
DAVACI :Ü
DAVALI :1-M Apt. Yönetimi adına A 2-A. AŞ

Davacı Ü vekili tarafından, davalı A. AŞ ve M. Apt. Yönetimi aleyhine 27.12.2002 gününde verilen dilekçe ile komşu apartmanda kurulu telefon baz istasyonunun kaldırılmasının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 18.12.2003 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Davacı, davalı olarak apartmanın yöneticiliğini göstererek bina üzerine monte edilmiş olan cep telefonu baz istasyonunun kaldırılmasını istemiştir.. Bilindiği üzere apartman yönetiminin ayrı bir tüzel kişiliği yoktur. Bu nedenle apartmanın ortak yerlerinden kaynaklanan zararlardan, kat malikleri sorumludur. Öyleyse tapu kaydına göre kat malikleri belirlenerek davanın onlar aleyhine açılması gerekir.. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile apartman yönetimi aleyhine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir
2-Davacı, halen oturmakta olduğu binaya yakın yerde bulunan komşu apartman üzerine davalı A. A.Ş tarafından kurulan GSM baz istasyonunun insan sağlığı açısından tehlike yarattığını; davalının bu haliyle yasal düzenlemelere bu bağlamda Medeni Kanunun 661. ve devamı maddelerinde yer alan hususlara aykırı davrandıklarını ayrıntılı biçimde dilekçesinde belirttikten sonra, mevcut bilimsel verilere uygun olmayan bu istasyonun sökülerek kaldırılmasına, böylece tehlikenin giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı tarafından davaya karşı verilen cevapta , davacının iddiasını kanıtlaması gerektiğini, istasyonu yönetmelik kurallarına göre kurduklarını ve işlettiklerini, davacının iddia ettiği zararının henüz gerçekleşmediğini, yerden geniş bir halk kitlesine yayın yaptıklarını ve kamu hizmeti verdiklerini; kaldı ki baz istasyonlarının nükleer radyasyona neden olmadıklarını, bu konuda bilimsel düşünce ve raporlar olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının iddiası, davalının savunmaları ve davaya neden olan olayın da özelliği gözetilerek alanlarında uzman olan bilirkişilerden birden fazla rapor alınmıştır. Alınan bu raporlar üzerine, uyuşmazlığın komşuluk hukukundan kaynaklandığını ve dava konusu baz istasyonunun yaydığı elektromanyetik dalgaların yönetmelikte kabul edilen limitlerin altında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve kararı davacı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık son yıllarda kullanılan cep telefonlarındaki haberleşmeyi sağlayan ve baz istasyonları olarak isimlendirilen tesisin kullanılması sonucu bir zararın bulunup bulunmadığı varsa bu zararın hangi durumlarda söz konusu olabileceği ve yine giderilmesi konusunda ne gibi önlemlerin alınması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Dava konusu olan tesisin cep telefonlarının kullanımı için zorunlu olduğu ve bu tesisin geniş bir kitleyi ilgilendirmesi itibariyle de kamuya hizmet vermeyi amaçladığı da tartışmasızdır. Ne var ki bu hizmetin verilmesinde ve tesisin kullanılması sonucu hukuk kurallarının bir gereği olarak doğan zararlardan da tesis sahibi sorumludur. Hatta bu sorumluluk kusura dayanmayan, tehlike sorumluluğu olarak da kabul edilmek gerekir. Bu özelliği itibariyle tesisi kullanan ve onu işletenin yüksek özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Aksi halde, en küçük bir özensizliğin maddi değerlerle ölçülemeyecek kadar ağır sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Bunun için zarar görenin zararını değil, tesis ve işletme sahibinin tesisin işletilmesinden dolayı kişilere, bu bağlamda çevreye bir zarar vermediği ve herhangi bir olumsuz sonuç yaratmadığının kanıtlanması gerekir. Bu sonuç genel sorumluluk kurallarının aksine olarak, davalıların işletmesinin ağır tehlike doğuracak özelliğinden kaynaklanmaktadır.
Tüm bu genel açıklama ve nitelendirmeler göz önünde tutulup somut olay dava konusu edilen istasyonu davacının oturduğu bina ile davalının işleticisi olduğu tesisin konumunun incelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda tesisin kurulma amacına uygun olarak
işletilmesi durumunda kişi ve çevreye zarar verip vermediğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Bu açıklamalar itibariyle davalının ileri sürdüğü itirazları arasında bu baz istasyonları için sunulan sertifikalarında adı yazılan alan şiddeti, limit değerlerinin belirlenmesi, ölçüm yöntemleri ve denetlenmesi hakkındaki yönetmeliğe uygun olup, buna göre güvenlik sertifikası bulunduğu konusundaki savunmanında irdelenmesi gerekmektedir. Davalıya “Telekomünikasyon Kurum Güvenlik Sertifikası” adı altında bir kullanma belgesi verilmiştir. Sertifikada, kullanımla ilgili limitler belirtilmiştir. Bilirkişiler tarafından yapılan inceleme sonunda, sertifikada belirtilen limitlerin yönetmelikte belirtilen limitlere uygun olduğu, hatta yönetmelikteki limitlerin de altında bulunduğu belirtilmiştir. Ne var ki yapılan bu belirlemelerle bir zararın olmayacağı kabul edilemez. Yönetmelik ve bu yönetmelikteki ölçülere göre verilen sertifika, soyut bir belirlemeyi içermektedir. Bu bağlamda, o anda o yerde ve belirtilen güçte kurulacak istasyonun değerlerini belirtmektedir. Nitekim sertifikada bu nitelikleri içermekte olup, kurulan istasyonun çevresindeki binaların ve giderek konumunu belirtmemektedir. Bu da sertifikadaki ölçülerin tüm bilimsel verilere uygun olduğu ve zarar doğurmayacağı anlamına gelmez. Kaldı ki, hukuk kurallarındaki norm düzenlemesi itibariyle yönetmelik ve yönetmeliğe uygun bir işlem yapılsa bile, buna karşın çevreye verilen zarardan, eylemde bulunanın sorumlu olmayacağı sonucu doğmaz. Ayrıca yargıç, uyuşmazlığın çözümünde yönetmeliğe değil yasaya, genel hukuk kurallarına ve bu bağlamda sorumluluk hukukunun ilkelerine göre karar vermek zorundadır. Bunun içindir ki, yerel mahkemenin yönetmeliğe ve yönetmeliğe göre verilen sertifikayı bağlayıcı olarak kabul etmemelidir. Bilirkişiler de, dava konusu istasyondaki ölçümlerin yönetmelikteki limitlerin altında olduğunu; ancak kurulan istasyonun davacının binasının çok yakınında bulunduğunu, uzun sürede insan sağlığı için tehlike yarattığını ve yerleşim yerlerine uzakta kurulması gerektiğini belirtmişlerdir. Yapılan şu bilimsel açıklamalar itibariyle, tek başına ölçüm sonuçlarının düşük olması, zarar doğurmayacağı anlamına gelmez. Diğer koşulların bu bağlamda, tesisin kurulduğu yerin yerleşim yerlerine ve davacının evine olan yakınlığı ile davacının eşi ile birlikte sürekli evde oturup küçük yaştaki toruna bakmakta olduğunun da göz önünde tutulması gerekir. Bu olayda bilirkişiler, davacının da bulunduğu binada uzun süreli kalındığını ve böylece kısa sürede etkili olmasa da yıllar itibariyle zarar doğurmasının her zaman olanaklı bulunduğunu belirtmişlerdir.
Davalı , kamu yararına hizmet verdiklerini savunmuştur. Gerçekten yukarıda da açıklandığı üzere davalı tarafından bu ve benzeri tesislerin işletilmesi sonucu geniş bir halk kitlesinin yarar sağladığı bilinen bir olgudur. Ne var ki, bu yararın sağlanması karşısında kişilerin zarar görmesi hoş görülemez. Bu bakımdan gerek hizmetten elde edilen yarar ve bunun karşısında verilen zararın dengelenmesi gerekmektedir. Hiçbir hizmet, insan yaşamı kadar öncelik ve önem taşımaz. Diğer bir anlatımla, yararlı bir hizmetin karşılığı olarak insanın ölümü uygun bir sonuç olarak kabul edilemez. İnsan yaşamında tehlike yaratan bir hizmetin, kişi yaşamının önüne geçmesi ve ona üstünlük tanınması doğru bir yaklaşım olarak düşünülemez. Kaldı ki somut olayda, bu hizmetin aynı yerde verilmesinde zorunluluk da bulunmamaktadır. Muhtemelen fazla bir giderle de olsa, başka bir yerde aynı sonuçları sağlayacak bir istasyonun kurulması ve hizmet vermesi olanaklıdır. Bu nedenle davalının bu yöndeki savunma ve itirazları da yerinde değildir.
Dosyada ayrıntılı olarak hazırlanan raporlardan da anlaşılacağı üzere, bu istasyonun yaratacağı tehlikeler bilimsel ölçü ve verilerle sunulmuştur. Bilirkişiler kendi alanlarında ve bu konuda uzman olan kişilerdir. Bu bakımdan raporları yeterlidir. Davalılar tarafından somut olayla ilgili bulunan raporların aksini belirttiği iddiasıyla sunulan bilimsel düşünceler genel bir nitelik taşıyıp, doğrudan somut olayla ilgili bulunmadığı gibi, bu konuda aksi düşünceleri içeren görüşler olarak da düşünülmemelidir. Davalıların sunduğu yazılardaki
bilimsel düşünceler, genel bir nitelik taşıyıp somut olaya özgü bir içerik taşımadığından bunlara da itibar edilemez.
Bir diğer konu da; bilirkişiler tarafından da belirtildiği üzere, bu tür tesislerin konuşmanın yoğun olduğu yerlere yakın kurulmasıdır. Kendilerinin de bu teknik kuralı gözeterek kurulacak yeri belirlemiş olmasıdır. Davalılara konuşmacılara sağlanan yarar bakımından bu belirleme doğru olabilir. Ancak tesisin böyle bir yerde ve bu konumu ile kullanılmasının da özellikle yakın çevresine zarar verdiği de açıktır. Bu bakımdan, bu tesisten
üçüncü kişilerle birlikte davacı da yararlanmış olsa, sağlanan yararla verilen zararın dengelenmesi genel bir hukuk kuralıdır. Yarar, haberleşmeyi amaçlamaktadır. Zararın ise, insan sağlığı ve yaşamı ile ilgili olduğu gözetildiğinde, ikinci değere önem verilmesi gerekmektedir.Yine davalı tarafından ileri sürülen ve daha önce Yargıtay 1 ve 11. Hukuk Dairelerince verilen kararların eldeki bu kararla çeliştiği ileri sürülmüşse de, anılan daire kararlarında uyuşmazlığın çözümünde yönetmelikteki ölçü birimlerinin davaya konu edilen istasyonda gözetilip gözetilmediği, gözetilmemiş olsa dahi zarar doğurup doğurmadığının belirlenmesi yönündedir. Bu belirlemeye göre anılan kararların eldeki kararla çelişmediği sonucuna varılmalıdır. Şöyle ki; bir istasyon yönetmeliğe uygun olarak çalıştırılsa dahi, zarar verdiği takdirde yönetmeliğe uygun olduğundan söz edilerek zarar verenin sorumluluktan kurtulması kullanıma devam edilmesi sonucunu doğurmaz. Yönetmeliğe uygun değilse, zaten hukuka aykırılık gerçekleşmiş olacaktır.
Yukarıdan beri açıklanan dosyadaki tüm bilgi, belge ve bilirkişi raporlarına göre kullanılan istasyonun konumu itibariyle uzun sürede kişi ve çevreye zarar verdiği, bu nitelikteki bir istasyonun halen bulunduğu yerde kullanılmasının sakıncalı bulunduğu, bunun daha uygun ve yerleşim çevresinden daha uzakta kurulması gerektiği ifade edilmiştir. Bu belirlemeler itibariyle dar anlamda ve para ile ölçülebilen bir zarar yok ise de, çevre binalarda ve bu bağlamda davacının oturmakta olduğu binada yaşayanlar için sağlık bakımından büyük endişeler taşıdığı, bu yerde oturanların psikolojik olarak yaşamını olumsuz biçimde etkilemekte ve bunun da psikolojik yapısında tedirginlik ve ümitsizlik yaratacağı, bu haliyle
de yaşamdaki sağlık değerleri düşünüldüğünde o yerde oturmanın olumsuz hale geleceği göz önünde tutulduğunda, davacının, zarar gördüğü kabul edilmeli ve davanın kabulüne karar verilmelidir.Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda (1) ve (2) sayılı bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27.9.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi

       

BU SİTE TAMAMEN KİŞİSEL OLANAKLARLA MAHALLEMİZE ARMAĞAN OLARAK YAPILMIŞTIR.
İletişim
ellinciyilmahallesi@hotmail.com
BİR EROLKARASİTELERİ YAPIMIDIR
Lütfen sitemizden alıntı yaparken kopyala- yapıştır değil sitemize link vererek SİTE ADIMIZI KAYNAK OLARAK yapınız

site ekle

joomla visitor